Köprü Dergisi

Müsbet İman Hizmeti

"Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos 2017" 137. Sayı

  • Paradigmalar Değişirken: İman-Küfür Mücadelesinin Yeni Yüzleri

    Metin Karabaşoğlu

    Köprü • Sayı 137 • Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos 2017 • ISSN: 1300-7785 • ss 133-139

    Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur külliyatıyla sunduğu göz kamaştırıcı ontolojik inşanın temellerini taşıyan ‘kök risaleler’den biri olan “Yirmidokuzuncu Söz”ü “Remizli Bir Nükte”yle bitirir.

    Bu ‘nükte’nin en başında, “Şu kâinata dikkat edilse, görünüyor ki: İçinde iki unsur var ki, her tarafa uzanmış, kök atmış. Hayır şer, güzel çirkin, nef’ zarar, kemâl noksan, ziya zulmet, hidayet dalâlet, nur nâr, iman küfür, tâat isyan, havf muhabbet gibi âsârlarıyla, meyveleriyle şu kâinatta ezdad birbiriyle çarpışıyor” der Risale müellifi. Bu ‘remizli nüktenin sırrı’nı ise bir dizi anahtar kavram eşliğinde açıklar: Hakîm-i Ezelî, şu ‘imtihan’ dünyasında elmas ruhların hakikati bulabilmesi ve kömür ruhlardan ayrışması için, ‘hakâik-i nisbiye’nin zuhurunu murad etmiştir. Kâinatta gördüğümüz bunca çeşitlilik, derecelilik ve göreceliğin sebebi olan bu ‘hakâik-i nisbiye’nin zuhurunda ise, insan için hem bir imkân, hem de bir risk mevcuttur. Elmas ruhlar bu ‘imkân’ı kullanır; kâinatta varolan bu çeşitlilik ve derecelilik üzerinden, akıllarını da kullanarak ‘mutlak hakikat’e ulaşırlar. Kömür ruhlar ise bu ‘risk’e yönelir; ‘hakâik-i nisbiye’nin zuhuru için vazgeçilmez şart olan ‘hayır-şer, güzel-çirkin, iman-küfür, itaat-isyan, hidayet-dalâlet…’ denklemlerinde, tercihlerini ikinci grubun lehine kullanırlar. Böylece, elmas ruhların ‘kozmos’ halinde bulduğu şu âlemden, kömür ruhlar ‘kaos’ devşirir.

    İnsanlık tarihinin en keskin ayrışma noktası olarak “kâinatta dinsizlik ile dindarlık, Âdem zamanından beri cereyan edip geliyor ve kıyamete kadar gidecek” ise, işte bu sebeptendir.

    İnsanlık tarihi, bu çerçeveden bakılırsa, iman ile küfrün, hidayet ile dalâletin, hayır ile şerrin, güzel ile çirkinin, itaat ile isyanın sürekli mücadelesinin tanığıdır. Bu zıtlar arasındaki, her insanın kendi iç âleminde de yaşıyor olduğu sözkonusu mücadele, çağlar boyu devam edip gelmektedir.

    Yazının devamını dergide görüntülemek için tıklayınız!